Hiperleksi Nedir, Hiperleksik Çocukların Özellikleri Nelerdir?

İlk olarak 1967 yılında kullanılan hiperleksi kelimesi, genel olarak erken gelişmiş bir okuma becerisi ile dili kullanma, öğrenme ve sosyalleşme sorunlarının bir arada görüldüğü çocuklar için kullanılır.

Hiperleksik çocuklar formal bir eğitim almadıkları halde 5 yaşına gelmeden okumayı öğrenebilirler. Okumaya erken başlamak en belirgin özellikleridir. Kelimelerden büyülenmişçesine etkilenirler. Başlangıçta genellikle okuduklarını anlamazlar. Anlama, daha sonra oluşur. Yazılı kelimelerle, “kelime bulma” tarzındaki televizyon programlarıyla çok ilgilidirler. Konuşma becerileri normal seviyede olsa bile konuşmayı başlatma ve devam ettirmede sorun yaşarlar. Akranlarıyla arkadaşlık kurmakta ve gruba uyum sağlamakta da güçlük çekerler.

Hiperleksik çocukların büyük bir kısmı 1.5 yaş civarında kelime okuma becerisi edinirken, bazılarının 2 yaşından önce uzun kelimeleri heceleyebildikleri gözlenir. Cümleleri okumayı 3 yaşından önce öğrenenleri de vardır. Okuma biçimleri iletişimsel değildir ve kelime okuma becerileri olağanüstü gelişmiş olabilir. Ancak, dinledikleri ve okudukları şeyleri anlamakta zorluk çekerler. Bununla beraber, bazılarının zeka düzeyi ortalamanın üzerindedir.

Psikiyatr ve Araştırmacı Treffert’in Hiperleksiyi 3 Gruba Ayıran Çalışması

Psikiyatrist Darold Treffert, yaptığı bir çalışmada çocuklarda hiperleksi sorununu 3 tipe ayırmıştır.

Hiperleksi 1: Merkezi sinir sisteminde herhangi bir sorun görülmeyen okul öncesi çağı çocuklarındaki erken gelişmiş okuma yeteneğidir. Bu gruba dahil olan çocuklar genelde çocuklarına düzenli olarak kitap okuyan ailelerin içinden çıkar. Bu çocuklar başlangıçta, metnin içinde kullanılan sözcükleri ve görselleri ezberledikleri için, bir kitabı okuyormuş gibi davranırlar. Daha sonra bir şekilde gerçekten okumaya başlarlar ve bu becerilerini farklı kitaplar üzerinde de gösterirler.

Treffert, bu gruba dahil ettiği çocuklar için hiperleksi terimini kullanmakta tereddüt etmiştir. Zira bu durumun daha sonradan bozukluk olarak değerlendirilebileceği endişesini duymuştur. Hiperleksinin bu türü bir bozukluk değildir, hatta gelecekteki akademik başarının bir göstergesi olabilir ve müdahale etmeyi gerektirmez.

Hiperleksi 2: Çarpıcı bir ezberleme becerisine karşın genelde okuduklarının ancak çok küçük bir kısmını anlayan çocuklar bu gruba girerler. Bu çocuklarda otizm spektrum bozukluğunun diğer belirtileri de görülür ve zamanından önce okuma becerisi bu yaygın bozukluğun çok küçük bir parçasıdır.

Bu gruptaki hiperleksik çocuklar okudukları metindeki somut olguları algılayabilirler, fakat genelleme veya metinle ilgili çıkarım yapamadıkları gözlenir.

Bu grup çocukların erken gelişen kodlayarak okuma yeteneği tedavi sürecinde dil gelişimini ve sosyal gelişimi destekleyecek şekilde kullanılabilir.

Hiperleksi 3: En az fark edilen hiperleksi tipidir. Otizm sendromunun bir parçası değildir. Bu gruba giren çocuklarda bazı otistik davranışlar görülebilir ama bunlar zamanla ortadan kalkar. Otizmli çocuklar gibi okuduklarını anlama yetenekleri zayıf, düşünme tarzları somut ve düzdür. Güçlü işitsel uyarıcılara seçici tepki verebilir, rutinlerine sıkı sıkıya bağlı olabilir, belirli durumlarda yoğun bir kaygıya kapılabilir, zamirleri birbirine karıştırabilirler. Okul öncesi dönemde harfler ve rakamlarla ilgili performansları oldukça etkileyicidir, ancak, sözel ifadeleri anlamakta fark edilir sorunlar yaşarlar.

Bu gruptaki çocukların otizme benzer hareketleri dil becerilerinin gelişmesine paralel olarak ortadan kalkar ve zaman içinde gelişimi normal bir şekilde seyreden çocukların performansına ulaşırlar.

Sonuç olarak hiperleksi 2 ve 3 grubundaki çocuklara, dilsel, sosyal, duyusal zayıflıkları ve algılamadaki sorunlarıyla başa çıkabilmeleri için özel eğitim desteği verilmesi gerekir. Rutinleriyle ilgili sorunlarını aşabilmeleri için bu çocukların üzerinde davranış değiştirme yöntemleri ve teknikleri uygulanmalıdır.